".. .Bugün içinde yaşadığımız
dünyada en muhtaç olduğumuz şeye, birliğe davet ediyoruz sizleri. Türk gibi
hissetmeye, Türk gibi yaşamaya ve Türk gibi çalışmaya... Birbirimizin hakkını
aramaya, birbirimiz için ölmeye, tek bir kalp gibi atmaya. Hayal değil bu, yalnız
senin ya da benim için değil. Adını taşıyanlar için, anan, baban, atan için.
Yarın için davet ediyoruz sizleri birliğe..."
Bu satırları 23 yaşında kaleme alan Necip HABLEMİTOĞLU, o
günlerden bugünün Türkiye'sine de seslendiğini tabii ki bilemezdi. Zira bugünün
Türkiye'si, ulusal bağımsızlığına ve Türklüğün bağımsızlık mücadelesinin
adı olan Kuva-yı Milliye ruhuna, bu satırların yazıldığı, sokakların kan gölüne
döndüğü 70'li yıllardan çok daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Çünkü bağımsız
ulus devlet ile emperyalizmin mücadelesi artık çok daha sinsice, kalleşçe ve çok
daha kahpece yürütülmektedir.
Necip HABLEMİTOGLU'nun Türkiye'nin geleceği için taşıdığı
anlam işte tam da burada belirmektedir. Cesur, gözüpek ve yurtsever örnek kişiliği
ile HABLEMİTOĞLU, ülkede yükselen ulusalcı mücadele zemininin öncüsü olmasından
korkulduğu için hedef alınmıştır. Gerçekte hedeflenen HABLEMİTOGLU'nun kimliği
kadar, Türkiye Cumhuriyeti'nin de geleceğidir.
Necip HABLEMİTOĞLU suikastı, Türkiye'nin sahipsizleştirilmesi
sürecinde önemli bir adımdır. HABLEMİTOĞLU suikasti karşı devrimin ivme
kazanmasına katkıda bulunduğu gibi, Cumhuriyeti savunma güdüsünü ortaya koyabilecek
bireylere de bir gözdağı ve sindirme operasyonudur.
HABLEMİTOĞLU, bu kitapta Türkiye'nin bugününe ve yarınına göz
diken, içerden destekli, artık son derece belirginleşen/aydınlanan dışardaki
odakların faaliyetleri ile Kurtuluş Savaşı öncesinde ülkeyi kuşatan uluslararası
anlayışın, değişmeden çağa nasıl uyarlandığını son derece net bir biçimde,
suya sabuna fazlası ile dokunarak açıkça anlatmaktadır.
HABLEMİTOGLU'nun yazdıklarında Albay Reşat
Bey'in yanından, Çiğiltepe'den ışıyan güneşi iliklerinizde hissedeceksiniz.
Kemal'in Askerleri ile birlikte kurtuluş için savaşacak, Kemal'in Öğretmenleri ile
Cumhuriyetin kuruluşuna harç koyacaksınız. Ülke gündemine yeni yeni gelmeye
başlayan bazı sorunlara ilişkin çok daha önceleri araştırılarak sonuca
ulaşıldığını görünce, aslında tüm bu yaşananların büyük bir planın
parçası olarak hazırlandığını, hemen hepsinin birbirini tamamlayacak şekilde aynı
bütünün parçaları ve her birinin asıl hedefe ulaşılması yolunda birer basamak
olduğunu anlayacaksınız. Yüreği sadece "vatanını sevmek" gibi
kutsal bir duyguyla çarpan ve bu uğurda en ağır rüzgarlara karşı uçan genç bir
bilim adamının titiz çalışmalarıyla, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu
tehlikenin boyutlarını fark ettiğinizde ürpereceksiniz...
Ülkenin son birkaç yılını anlatan HABLEMİTOGLU'nun
satırlarındaki ufuk ötesi analizlerin hepsi gerçektir ve HABLEMİTOGLU'nun
yazdıkları bir bir yaşama geçirilmektedir. O'na kulak verme sorumluluğunu
taşıyanlar ise, sadece seyretmektedirler. Bu kitapta yazılanları komplo teorileri
olarak adlandıranlara söylenebilecek tek şey; "HABLEMİTOGLU'nun yazdığı
gerçeklere gözlerini ve kulaklarını kapatanların ödeyecekleri bedelin,
HABLEMİTOGLU'nun her şeye rağmen doğruları dosdoğru anlatmak adına ödediği
bedelden çok daha ağır olacağı"dır. |