son.jpg (9258 bytes)

ONUNLA YAPILAN SON RÖPORTAJ

-Yasemin Güneri-

Dr. Necip Hablemitoğlu, öldürülmeden 24 saat önce star'a çok çarpıcı
açıklamalar yaptı. Eşi Şengül Hablemitoğlu'nun isteği üzerine, o son
röportajını yayımlıyoruz. Necip Hoca'nın son çalışması, Alman
vakıfları ve Türkiye üzerinde oynanan çirkin oyunlardı...


Yaptığı araştırmalarla, yazdığı kitaplarla kelle koltukta bir yaşam
süren Dr. Necip Hablemitoğlu ile öldürülmeden 24 saat önce görüştük.
Ankara DGM'nin 'Casusluk' yapmakla suçlayarak dava açtığı Alman
vakıfları aleyhine Bergamalıların, 'Altın çıkartılmaması için Oktay
Kanyar'ın para aldığını gördük' ifadeleri üzerine Necip Hoca'yı
aramıştım. İfadelerin kendisini mutlu ettiğini ve haklı çıkardğını
belirterek gazetemize gelmişti.

Röportajı kullanmak istemedim


24 saat sonra vurulduğu haberini aldığım an, başsağlığı dileklerinin
yanında bazı meslektaşlarımın beni çok üzen, 'Yaşadın. Son röportajı
sen yapmışsın' sözleri beni çok üzdü. Bunu kullanmak istemedim.
Röportajı yayımlamayı da bu yüzden geciktirdim. Ta ki Şengül
Hanım, 'Son çalışmasına ilişkin bilen bilmeyen herkes konuşuyor.
Halbuki son çalışması, sana anlattığı 'Vicdani Retçiler'di. Bu
röportajı yayımlamanı istiyorum. Onu tanımayanların bundan böyle
hangi konunun son çalışması olduğunu öğrenmesi gerekir' deyinceye
kadar röportajı yayımlamak istemedim.

Necip Hoca'yı ve yaptıklarını anlatmak sayfalara sığmaz. Hayatı dolu
dolu yaşayan, sürekli araştıran, okuyan ve yazan biriydi. İşte,
Hablemitoğlu ile yapılan son görüşme:

Necip Hoca'nın son çalışması


star: Kitabınızın yayımlanmasıyla, Alman vakıfları hakkında, Ankara
DGM Cumhuriyet Savcılığı'nca, 'Almanya lehine casusluk yaptıkları'
gerekçesiyle haklarında dava açıldı. Tepeköy eski Muhtarı Halil
Battal, Almanların Oktay Konyar'a çanta içinde para verdiklerini
gördüğünü açıkladı. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

HABLEMİTOĞLU: Mahkemede bu ifadeyi veren muhtarı gönülden
kutluyorum. Onca militan arasında bu ifadeyi dürüstçe ve cesaretle
verebilmek davanın gelişimi açısından son derece önemli olmuştur.
Bergama'daki 'sivil itaatsizlik' eylemlerinin finansmanı, merkezi
Almanya'da bulunan ve sadece posta kutusunu adres gösteren FIAN
Vakfı'nca karşılanmaktadır. FIAN Vakfı'nın denetimi, Almanya
Temsilcisi Petra Sauerland üzerinden yapılmaktadır. FIAN'ın yanı
sıra, Almanya İzmir Başkonsolosu Manfred Unger, yerli işbirlikçilere
para dağıtımında en üst karar verici konumundadır. Bu, Türk
makamları tarafından da biliniyor. Unger, Bergama'nın yanısıra,
Eşme, Salihli, Sındırgı ve Sivrihisar'daki 'altın karşıtı' diğer
yerli işbirlikçileri de parasal yönden desteklemektedir.

MGK ve TSK aleyhine faaliyet


star: Alman vakıflarının tek faaliyet alanı Türkiye'deki altın
rezervlerinin işletilmemesi mi? Başka ne gibi çalışmalar
yürütüyorlar?

HABLEMİTOĞLU: Tek faaliyet alanları bu değil. Almanya; MGK ve
dolayısıyla TSK aleyhindeki faaliyetlerini yeni bir boyuta taşıyarak
bu işle Yehova Şahitleri'ni görevlendirmiştir. 'Vicdani Retçiler'
kimliği altında yasadışı faaliyet gösteren ve halkı askerlikten
soğutmayı, askere gitmemeyi öngören bu yapılanma, başta yasadışı
Heinrich Böll Vakfı temsilciliği olmak üzere, bugüne kadar Alman
vakıflarından destek gören tüm sivil toplum örgütlerince
desteklenmektedir.

TSK'ya karşı kamuoyu


star: Halkı askerlikten soğutmak suç teşkil ediyor yasalarımızda. Bu
faaliyetlerini nasıl yapıyorlar?

HABLEMİTOĞLU: Şimdi, 'Vicdani Redcilik' adı altında Mehmet Bal adlı
bir Türk'ün askere gitmek yerine, askeri cezaevine girmesi,
Almanya'da 1. haber olarak verilmiş ve başta Almanya'daki Türkler
olmak üzere Türkiye'deki geniş kitlelerin askere gitmeyi reddederek
sivil itaatsizlik kapsamında TSK'ya karşı bir komuoyu oluşturmaya
çalıştıkları gözlenmektedir. Alman vakıfları da bu görüşlere çanak
tutarak, yeni bir lobilicilik faaliyetine başladılar. Türkiye'de bu
faaliyeti yürütenler, toplantılarına Almanya'dan konuşmacı
getirmektedirler. Son yapılan ve 50 bin kişinin katıldığı 'Savaşa
Hayır' mitinginin düzenleyicileri, Alman destekli 'Vicdani
Retçiler'dir.

Almanya'da eğitilen iki bakan


star: Yeni kurulan AKP Hükümeti'nin Alman vakıflarına yaklaşımı
nasıl olacak. Yapılan lobi faaliyetlerine göz yumulacak mı?

HABLEMİTOĞLU: Gül Hükümeti'nde, geçmiş yıllarda ANAP üyesi olup da
Almanya'ya özel eğitim için gönderilenler arasında iki bakan da
bulunmuktadır. Bunlardan biri Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'dur.
Almanlar, ABD'ye yakın olan AKP Hükümeti'nde kendilerine yakın isim
olarak Erkan Mumcu'yu görüyorlar.

Konrad Adenauer Vakfı'nın yasadışı temsilcisi Wolf Schönnbohm ve
yardımcısı Dirk Tröndle, AKP ile üst düzeyde bağlantı kurma çabası
içindedir. Konrad Adenauer Vakfı, Kopenhag Zirvesi'nde gerçekleşen
Türk-Alman gerginliğini giderme misyonunu üstlenmiştir.

Askeri mahkeme yargılamalı


star: Almanlar ve ABD'lilerin çalışma stratejilerine baktığımız
zaman arada ne gibi farklılıklar bulunuyor?

HABLEMİTOĞLU: ABD, Türkiye'de üst düzeyde çıkarlarını temsil
ettirirken Almanya sokaktaki militan ve müridlere kadar binlerce
taraftara sahiptir ve kullanmaktadır. Merkezi Almanya'da bulunan tüm
aşırı sol ve aşırı sağ yapılanmaların Türkiye'deki uzantıları,
Almanya'nın çıkarları doğrultusunda kullanılmaktadır. Ankara DGM'de
açılan 'Casusluk Davası'nın Genelkurmay Askeri Mahkemesi'ne intikal
ettirilmesi gerekir. Çünkü, davanın iddiananamesini yazan Savcı Nuh
Mete Yüksel, Alman vakıflarının casusluk faaliyetlerinde bulunduğunu
belirtmişti. Casusluk davaları da Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde
görülür.

Almanya militanları vermiyor


star: Almanya'nın Türkiye aleyhine başka ne gibi faaliyetleri
bulunuyor?

HABLEMİTOĞLU: Almanya, AB'ye Uyum Yasaları'nın uygulamasını görmek
isterken, idamın kaldırılmasına karşın, kendi ülkesinde barındırdığı
yüzbinlerce PKK, Nizam-ı Alem ülkücüsü, DHKP-C, TİKKO, Kaplancı,
Partizan gibi örgüt militanlarını, Interpol uygulamalarına karşı
Türkiye'ye iade etmede hiçbir adım atmamaktadır. Aynı şekilde,
KADEK'i AB ülkeleri terörist olarak nitelemeye yanaşmazken,
Türkiye'yi her fırsatta insan hakları ihlalcisi olarak takdim
etmektedirler. Almanya, halihazırda PKK'nın elinde bulunan Alman
mayınlarını da açıklamamaktadır. Türkiye'de 47 etnik halkın kendi
anadilinde yayın yapma ve eğitim hakkı konusunda dayatan Almanya,
2.5 millyon Türk vatandaşının anadilini öğreten Türkçe
öğretmenlerinin sözleşmelerini feshetmeye başlamıştır. Din dersleri
de bu kapsamda Almanca olarak verilecektir.

Eşi isyan etti: Susun artık!


Şengül Hablemit-oğlu, yayımladığı bir mesajla eşini
tanımayanlara, 'susun' dedi. İşte, Şengül Hablemitoğlu'nun
açıklaması: 'Necip gittiği andan başlayarak çeşitli biçimlerde olaya
ilişkin konuşma, yorum yapma, fikir üretme vs. hakkını kendinde
bulanlara, onu paranoyaklıkla suçlama ahmaklığını ve zavallılığını
gösterenlere, cinayeti ve vedalaşmamızı derin bulanlara, hepsinden
önemlisi, Necip'in kullanıldığını söyleyerek zekasını, kişiliğini ve
kalitesini küçümseyenlere, bir çift sözüm var:

Hiç bir şey bilmiyorsunuz!!!. Susun!!! Ben onun beynini ve yüreğini
paylaştım.

Nasıl ve hangi koşullaraltında bilgileri nasıl elde ettiğini, bir
araya getirdiğini görürek 16 yılımı ve 4.5 ayımı birlikte geçirdim.
Yaptıkları ve ulaştıklarının sadece eline tutuşturulan resmi
bilgiler olduğunu iddia edecek kadar cahilsiniz. Ben onun toplumsul
bilincini insanların anlayabilmesini zaten beklemiyorum. Ancak
saygısızca yorumlara da izin vermem. Sevene de sevmeyene de selam
olsun, ama konuşmaya hakkı olmayan lütfen sussun ve yorum yapmasın.'